Bir müminle bir kafir olmuşlardı arkadaş
bir yolculuk boyunca yürürken yavaş yavaş
tatlı bir sohbet ile yollar akıp gidiyor
derken o inançsızın inkarı nüksediyor
en temel gerçekleri imkar ediyor (haşa)
birden imanla küfür başlıyorlar savaşa
çeşitli konuların kapısı açılıyor
türlü bilim felsefe ortaya saçılıyor
münakaşa giderken gittikçe derinlere
artıyordu kafirin hücumları dinlere
bilgiden, düşünceden hep olanca varını
harcayıp çalışıyor isbata inkarını
fakat mümin bunlara bıyık altı gülüyor
o anda yolları bir kumsal yere geliyor
bir adamla at izi kumların üzerinde
at deve pislikleri yolun öbür yerinde
mümin bunları görüp hemen orada durdu
eliyle göstererek koca kafire sordu:
"söyle bakalım bunlar nedir, neye delildir?
tesadüfen olmuşlar desem doğru mu? bildir!"
kafir dikkatle dikti izlere gözlerini;
"canım bilmiyor musun? bunlar at ve adam izi
burdan geçmiş, gitmişler baksana dizi dizi
dedektiflikten mi ne bana başlattın dersi
bunları da soruyorssan at ve deve tersi
bunların hiçbirisi raslantıdan olamaz
birşey kendi kendine böyle şekil alamaz
burdan bir devenin de geçtiği görünüyor
bu izler, bu eserler açıkça böyle diyor
kulak veren müslüman onun bu dediğine
şu sözlerle taşını oturttu gediğine;
"ey beyinsiz serseri, ey münkir'i- hakikat!
bir iz kanıtlıyorda bir adamı, bir atı,
bu gökler, bu yıldızlar, bu koskoca kainat,
niçin tanıtmıyor sana Halik'i Kainatı
aklını kullanmadan hükmünü verme peşin,
baksana şu alemde her şeyde bir düzen var,
bu kadar yıldızların, bu ayın, bu güneşin
yok mudur değerleri deve kığısı kadar"
10 Aralık 1974 / OLTU
Salahaddin Karahocagil
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder