Bu Blogda Ara

19 Nisan 2011 Salı

Son Müderris: Selahaddin KARA

Müftü Amcayı anlatmak o kadar kolay değil aslında.
Bundan on yıl önce evliliğim vesilesiyle tanışmamış olsaydım benim de haberim olmayacaktı. Yeri gelmişken söyleyeyim Müftü Amca eşimin amcası...
İlk tanışmamızda etrafındaki halkanın hassasiyetlerini garipsemiştim doğrusu.
O oturmadan sofraya oturulmuyordu, sofrada baş köşe ona aitti ve o yemeğe başlamadan başlanmıyordu.
Ne oluyoruz demiştim ve hatta yanılmıyorsam "Amcanın saltanatını ben yıkacağım" gibi bir laf da etmiştim. Teyze (müftü amcanın eşi)kötü kötü bakmıştı bana, ya da bana öyle gelmişti.
Daha sonra Müftü Amca'nın etrafındaki halkayla-ki hepsi aile efradından oluşuyordu- yakın temas ettim. Elbette Amasya'ya çok da sık olmayan gidiş gelişlerimizde Müftü Amca'yla da...

Sanırım ilk kez kütüphanesine girdiğimde farkında oldum Müftü Amca'dan.
Daha sonra bazı yönlerimizin çok benzeştiğini farkettim. Gazetelerin katlanışına gösterdiği titizlik, yazılı mevkutelere verdiği değer ve onları herkesten kıskanması benimle öyle çok benzeşiyordu ki...

Sonra sohbet etmeye başladık. Sevimli sohbetler...
Hayatından kesitler, yaşadığı sıkıntılar, siyasi mülahazalar...
Ve bir süre sonra kendimi Müftü Amca'nın dizleri dibinde otururken buldum. Elimde kağıt kalem o anlatıyor ben not alıyordum. Teyze bir yandan çayları tazeliyor, bir yandan Amca'nın hatırlayamadığı yerlerde müdahale ediyordu.
Sonra üç beş kaset kadar görüntülü kayıt da yaptım.
Günlüklerini istedim ondan. Önce tereddüt etti. 79 Yıllık hayatın neredeyse 70 yılında düzenli olarak tutulmuş onlarca hatıra defteri.
Tereddüt etse de günlüklerinden bir kısmını verdi bana. Bu blogda okuduklarınız Müftü Amca'nın günlüklerinden aktardıklarım.
Birde elimde kendi aldığım notlar var...
Nasip olursa Müftü Amca'nın hayatını "Son Müderris" adıyla kitaplaştıracağım.

Müftü Amca'yı tanıdıktan sonra Amca'nın etrafında dolaşan ve saygıda kusur etmeyen aile efradının Müftü Amca'yı ne kadar tanıdığı ve anladığını düşündüm.
Doğrusu bu benim için hayalkırıklığı idi.
Yıllarca birlikte yaşamış, kütüphanesine bir kaç adım yakınlıkta durmuş ama o hazineyi keşfetmemiş insanlara kızdım içimden.

Müftü Amca hayatta çok şükür. Biraz önce telefonlaştım...
"Son Müderris" Müftü Amca'nın sağlığına yetişir mi bilmiyorum. Ya da benim ömrüm yeter mi kitabı hazırlamaya meçhul...

Ama en azından "Son Müderris" başlığı altında timeturk'te bir dizi yazı yazabilirim...


Allah(c.c.) Kerim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder